Pages

2 Temmuz 2015 Perşembe

BELAYA SABIR, NİMETE ŞÜKÜR | Fütûh-ul Gayb (Gaybden Sesler)

Halin iki durumdan başka yorumlanamaz. Onlar, bela ve nimet halidir. Bela içinde isen sabretmeye çalış. Sabretmeye çalışmak, her insan için en az yapılması gereken bir vazifedir. Bundan sonra sabırlı olmak var. Zorla sabretmek, pek iyi sayılmaz. Bizzat haliyle sabırlı olmak daha iyidir. Ama güzeli rızadır. Bundan sonra uysallık gelir. Uysal olmak, bir insan sahibi için en iyi şeydir.

Kendini yok görüp kadere teslim olmak da iyidir, ama herkes bunu yapamaz. Bu, varlığını ilahi varlığa veren zümrenin işidir.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

HER YANI BIRAKIP ALLAH'IN (C.C.) FAZİLET KAPISINA DÖNMEK - Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

Bütün yönleri bir yana at, bırakıp attığın şeylere yanaşma. Onların birine dahi iltifat, maneviyatı yıkar, ilahi faziletin kapısı sana açılmaz. Allah’a (CC) yaklaşamazsın.

Tevhid nuruyla bütün cihetleri kapa. Kendini, nefsini, bilgini ilahi ilim karşısında yok gör. Kalp gözün açılır. Fazilet kapılarını baş gözünle dahi görmeye başlarsın. Artık baş gözün maddi göz değil, kalp gözüdür. İman, yakın nurudur…

28 Haziran 2015 Pazar

Dikenler Arasında Yürür Gibi… | Mübarek EROL

Bir gün Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v.’e soruldu:
– İnsanların en çok cennete girmesini sağlayan amel hangisidir?

Efendimiz s.a.v. buyurdu:
– Allah Tealâ’ya karşı takvalı olmak ve güzel ahlâk.” (Buharî, Tirmizî, İbn Mâce)

Hem Cenab-ı Mevlâ’nın hem de kulun hakkını bir arada zikretmesi bakımından Efendimiz s.a.v.’in bu sözü çok önemlidir. Allah’ın kullar üzerindeki hakkı, O’ndan gerektiği gibi sakınmak ve haram helal ölçülerine riayet etmektir. Takva bütün peygamberlerin ümmetlerinden talep edilen çok önemli bir haslettir.

25 Haziran 2015 Perşembe

Suskunlar Meclisi | Mevlânâ Molla Camî Hz. (k.s.)

Molla Cami Hz.'nin Kabri
Suskunlar Meclisi

Bir zamanlar İran’da bilginler ve şairler, “suskunlar meclisi” adıyla bir topluluk oluşturmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, az yazmak ve çok az konuşmaktı.

O zamanlar meşhur şair ve bilgin Molla Camî, bu meclisin aşkındaydı. Günün birinde suskunlar meclisinin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için bilginlerin bulunduğu köşke geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan suskunlar meclisine gönderdi.

Meclis üyeleri bu teklifi görünce biraz üzüldüler. Molla Camî oraya layık bir bilgindi ama ölen üyenin yerine başka birini almışlardı. Yeni bir üye için yer yoktu.

Mirza Mazhar Can-ı Canan Hz. (ks)

Canlar Canı-Sevgililer Sevgilisi

Mirza Mazhar Cân-ı Cânân hazretleri Hz. Ali Efendimiz’in (r.a) torunlarındandır. Pâk nesli, Kerbelâ’da şehid edilen Hz. Hüseyin Efendimiz’in (r.a) kardeşi Muhammed b. Hanefiyye hazretlerine dayanır.

Hindistan’da soylu ailelerden gelenlere ve seyyidlere özel bir unvan verilirdi. Bu yüzden kendisine Hz. Ali’nin (r.a) neslinden geldiği için “Mirza” denildi.

21 Haziran 2015 Pazar

Şems Hz (k.s.) ve Mevlana Hz. Menkibe


Bir gün yolu Bağdat şehrine düşer. Orada meşhur sofilerden Şeyh Evhadüddin Kirmani’yi bulup neyle meşgul olduğunu sorar.


“Ayı leğendeki suda görüyorum” diye cevap verir Kirmani.

Şems Hazretleri bu cevap üzerine:

20 Haziran 2015 Cumartesi

Mevlana Hz (k.s.) Divan-ı Kebir Cilt 1 | Allah Dostlarının Ramazan Hatıraları



Oruç yüzünden bizim canımız dirilik elde edecektir!

Ramazan geldi; aşk ve iman padişahının sancağı erişti! Artık maddî yiyeceklerden elini çek! Çünkü göklerden manevî rızık geldi ve can sofrası kuruldu!

Can, bedenin hantallığından kurtuldu; tabiatımızın isteklerinin eli bağlandı! Aşk ve iman ordusu geldi, sapıklık ve imansızlık ordusunu kırdı geçirdi!

Hal Diliyle Konuşmanın Daha İyi ve Değerli Olduğu | Divan-ı Kebir

Mevlana Hazretleri (kuddise sirruhu) susarak sessiz, sözsüz, hal diliyle konuşmanın daha iyi ve değerli olduğunu şu örnekle anlatma yoluna gider:


“Hz. Osman (r.a) halife olunca minbere çıktı. Halk ‘Acaba ne buyuracak?’

18 Haziran 2015 Perşembe

Mesnevi Cilt -1- HZ.ÖMER'İN (r.a.) KERAMETİ

“KÜÇÜK MUHAREBEDEN BÜYÜK MUHAREBEYE DÖNDÜK” SÖZÜNÜN TEFSİRİ

Ey padişahlar! Dışarıdaki düşmanı öldürdük; içimizde ondan beter bir hasım var. Bunu öldürmek, aklın fikrin işi değil. İçerideki aslan öyle tavşan maskarası olmaz. Cehennem, bu nefistir; cehennem, bir ejderhadır ki harareti denizlerle eksilmez. Yedi denizi içer de yine kocakarıya benzeyen nefsin harareti ve coşkunluğu azalmaz. 

Taşlar, taş yürekli kafirler; ağlayıp inleyerek mahcup bir halde cehenneme girerler. Hak’tan ona şu nida gelmedikçe bu kadar azaba da kanaat etmez: